Telefonunda eski bir fotoğrafa denk geliyorsun. Yanındaki arkadaşınla o gün neye güldüğünüzü hatırlıyorsun ama en son ne zaman konuştuğunuzu çıkaramıyorsun. Mesaj kutusunu açıyorsun. Son konuşmanın üzerinden düşündüğünden daha uzun zaman geçmiş.
Bir şey yazmak istiyorsun. “Nasılsın?” fazla sıradan geliyor. Uzun bir açıklama hazırlamak da garip hissettiriyor. Birkaç kelime yazıp siliyorsun, sonra telefonu bırakıyorsun.
Oysa yeniden iletişim kurmak için geçen bütün zamanı tek mesajda açıklaman gerekmeyebilir. İçten bir selam, seni ona götüren küçük bir ayrıntı ve cevaplaması kolay bir soru yeterli bir başlangıç olabilir. Önemli olan, mesajın samimi olması ve karşındaki kişiye kendi isteğiyle cevap verebileceği alan bırakmasıdır.
Eski bir arkadaşına yazmadan önce kendi niyetini anlamak, cümleni kurmanı kolaylaştırır. Onu merak mı ettin? Ortak bir anıyı mı hatırladın? Yoksa aranızda yarım kalan bir konuşmaya mı dönmek istiyorsun?
Bunların her biri farklı bir başlangıç gerektirebilir. Sadece hâlini hatırını sormak istiyorsan mesajı büyük bir hesaplaşmaya çevirmene gerek yok. Bir kırgınlık varsa da hiçbir şey yaşanmamış gibi davranmak her zaman uygun olmayabilir.
“Bugün aklıma geldin, nasıl olduğunu merak ettim” cümlesi oldukça sade bir başlangıçtır. Uzun süredir konuşmadığınızı gizlemez, karşındaki kişiden hemen bir açıklama da beklemez.
Mesajın etkileyici görünmesine çalışmak yerine gerçekten söylemek istediğin şeyi yaz. Günlük hayatta kullanmadığın resmî veya aşırı duygusal ifadeler, seni olduğundan farklı gösterebilir.
Bir bilgi sormak veya yardım istemek için iletişim kuruyorsan niyetini uzun bir hâl hatır konuşmasının arkasına gizlememek daha açıktır.
Önce selam verip neden yazdığını söyleyebilirsin. Arkadaşının yardımcı olamayabileceğini de kabul et. Eski tanışıklığınız, onun her isteğine cevap vermek zorunda olduğu anlamına gelmez.

Yalnızca “Selam” yazdığında karşı taraf neden ulaştığını merak edebilir. Çok uzun bir metin gönderdiğinde ise nasıl cevap vereceğini düşünmek için zamana ihtiyaç duyabilir.
İkisinin arasında rahat bir yol var: Kısa bir selam, yazma nedenin ve tek bir soru. Böylece mesaj hem anlaşılır hem de karşılık vermesi kolay olur.
Bir şarkı, fotoğraf veya eski bir konuşma seni arkadaşına götürdüyse bunu paylaşabilirsin. Ancak anının onun için de hoş bir şey olduğundan mümkün olduğunca emin ol.
“Bugün birlikte dinlediğimiz şarkıya denk geldim” demek sıcak bir giriş olabilir. İkinizi de rahatsız eden bir olayı şaka diye açmak ise başka bir sonuç doğurabilir.
“Selam, bugün eski fotoğraflara bakarken birlikte yaptığımız geziden bir kare çıktı. O gün kaybolup aynı sokağa dönmemize yine güldüm. Uzun zaman olmuş, nasılsın?”
Bu mesaj neden yazdığını anlatır ve ortak bir ayrıntıya dokunur. Karşı taraf ister anıya döner, ister bugünkü hayatından söz eder.
Yazmak için mutlaka bir bahane bulman gerekmez. Şöyle başlayabilirsin:
“Selam, epeydir konuşmadık. Bugün seni merak ettim ve yazmak istedim. Hayat nasıl gidiyor?”
Basit olması eksik olduğu anlamına gelmez. Bazen doğrudan söylenen bir merak, hazırlanmış uzun bir girişten daha doğal durur.
Uzun aradan sonra sitem etmek içinden gelebilir. Fakat “İnsan bir yazar” veya “Beni tamamen unuttun galiba” gibi cümleler, daha konuşma başlamadan karşı tarafı savunmaya itebilir.
Yeniden sohbet etmek istiyorsan ilk mesajın bunu kolaylaştırmasına dikkat et. Kimin daha uzun süre sessiz kaldığını hesaplamak yerine, bugün ne söylemek istediğine odaklanabilirsin.
“Ben de bir süredir yazamadım” diyebilirsin. Bunu söyledikten sonra bütün yoğunluklarını sıralamak zorunda değilsin.
İletişimin neden azaldığını daha sonra karşılıklı konuşabilirsiniz. İlk mesajın bütün geçmişi açıklaması gerekmez; konuşmaya yeniden başlamak için küçük bir alan açması yeterlidir.
Aranızda belirgin bir tartışma yaşandıysa yaklaşımın farklı olmalıdır. “Boş ver, geçti artık” diyerek diğer kişinin duygusuna karar verme.
Kendi davranışın için özür dilemen gerekiyorsa ne için özür dilediğini söyle. Sonra cevap verip vermeme hakkını ona bırak. Özür, ilişkinin hemen eski hâline dönmesini sağlayan bir şart değildir.
Cevap geldiğinde heyecanlanıp peş peşe sorular sorabilirsin. Nerede yaşıyor, işi nasıl, kimlerle görüşüyor, hayatında neler değişti?
Merak etmen doğal. Yine de bütün bunları aynı anda sormak konuşmayı yorabilir. Önce verdiği cevabın içinden bir noktayı takip et.
Arkadaşın yeni bir uğraşa başladığını söylüyorsa oradan devam edebilirsin. “Nasıl başladın?” veya “En çok hangi tarafını sevdin?” diye sor.
Sen de hayatından küçük bir gelişme paylaş. Böylece konuşma, bir kişinin bilgi verdiği diğerinin soru sorduğu bir görüşmeye dönüşmez.
Zaman içinde alışkanlıklar, ilgi alanları ve günlük düzen değişebilir. Eskiden her akşam konuşan iki kişi artık daha seyrek yazışmayı tercih edebilir.
Bu değişim, geçmişteki arkadaşlığınızın değersiz olduğu anlamına gelmez. Bugünkü iletişiminizin nasıl olacağını yeniden tanıyabilirsiniz. Aynı yakınlığın hemen kurulmasını beklemek yerine konuşmanın kendi hızında ilerlemesine izin ver.
Mesajını gönderdikten sonra sürekli kontrol etmek isteyebilirsin. Fakat karşı taraf hemen müsait olmayabilir. Uzun bir aradan sonra ne yazacağını düşünüyor da olabilir.
“Gördün mü?” diye peş peşe mesaj atmak, kurmak istediğin rahat iletişimi zorlaştırabilir. Bir selam bırakmış olman, anında cevap alman gerektiği anlamına gelmez.
Cevap gelmemesinin nedenini bilmiyorsan bunu kesin biçimde yorumlamamaya çalış. Ancak belirsizliği çözmek için farklı hesaplardan ulaşmak veya ortak arkadaşları devreye sokmak da uygun bir yol değildir.
Bir mesajla niyetini göstermiş olursun. Devamı, iki tarafın da isteğine bağlıdır. Karşındaki kişi iletişim istemediğini açıkça söylediyse bu sınırı kabul et.
İlk birkaç mesajın ardından hemen gün ve saat belirlemek zorunda değilsiniz. Önce biraz konuşabilir, birbirinizin hayatındaki değişiklikleri öğrenebilirsiniz.
Karşılıklı bir istek oluşursa “Uygun olduğumuz bir gün kahve içip konuşmak isterim” diyebilirsin. Fakat bunu geçmiş dostluğun gerektirdiği bir görev gibi sunma.
Farklı şehirlerdeyseniz veya buluşmak mümkün değilse mesajlaşmak da başlı başına bir iletişim biçimidir. Arkadaşlık yalnızca aynı masaya oturulduğunda devam etmiş sayılmaz.
Bir sohbet sitesi üzerinden tanıştığın arkadaşla iletişimin zamanla azalmış olabilir. Aynı sohbet odaları içinde yeniden karşılaştığınızda bütün grubun önünde neden kaybolduğunu sormak yerine kısa bir selam verebilirsin.
“Uzun zamandır denk gelmemiştik, seni görmek güzel” gibi bir cümle yeterlidir. Daha kişisel konuşmalar için onun da uygun olup olmadığını gözet.
Mobil sohbet sırasında kısa kısa yazışsanız bile ortak bir konuya dönebilirsiniz. Daha önce konuştuğunuz oyun, müzik veya film, yeniden muhabbete katılmak için doğal bir başlangıç sunabilir.
BahaLe.Net’te veya başka bir çevrim içi ortamda kurduğun arkadaşlıkta uzun bir sessizlik olmuşsa, yeniden yazmanın tek bir kusursuz cümlesi yok. Sana ve aranızdaki ilişkiye uygun bir başlangıç seçebilirsin.
İçten ol, neden yazdığını anlaşılır biçimde söyle ve karşı tarafa alan bırak. Güzel anıları hatırlatırken bugünkü hayatını da merak et.
Her tanışıklık yeniden canlanmayabilir. Ama bazen kısa bir “Bugün aklıma geldin” mesajı, uzun zamandır kapalı duran bir sohbeti açar. Sonrasında önemli olan eski günleri aynen geri getirmek değil, bugün birbirinize anlatacak neleriniz olduğunu keşfetmektir.
Arkadaşlık
Fotoğraf, yemek, yürüyüş ya da el işleri... Hobi arkadaşlığı sayesinde sevdiğin uğraşları birlikte paylaş, sohbeti ortak deneyimlere taşı ve yeni insanlar tanı.
Arkadaşlık
Kalabalık konuşmalara hemen yetişmek zorunda kalmadan, kendi tempona uygun biçimde sohbet ortamına katılmayı dene.
Arkadaşlık
Çevrim içi oyunlarda beklentileri konuşmayı, takım iletişimini düzenlemeyi ve oyun dışına taşan arkadaşlığı tanı.
Arkadaşlık
Çevrim içi arkadaşınla ilk buluşmayı planlarken yer, zaman, ulaşım ve kişisel sınırları nasıl belirleyebileceğini öğren.